Nostaljimiz...

13/6/2009 - UCUZ VE DÜŞÜK BÜTÇELİ KALİTE FİLMLER...

Kategori: Sinema
http://www.bagimsizsinema.com/wp-content/uploads/2008/11/pi.jpg
1-Pİ
Pi, Darren Aronofsky'ın yönetmenliğini yaptığı 1998, ABD yapımı bağımsız bir filmdir. 1998 Sundance Film Festivalinde En İyi Yönetmen ödülü almıştır.

Konu : Max, sosyal hayatı neredeyse hiç olmayan, matematik konusunda dahi bir bilgisayar uzmanıdır. Neredeyse tüm zamanını ev yapımı süper bilgisayarı "Euclid"in başında geçirmektedir. Max'e göre üç temel prensip vardır: 1- Matematik doğanın dilidir. 2- Herşey rakamlarla ifade edilebilir ve anlaşılabilir. 3- Doğada bazı kalıplar vardır. Max'in amacı da bilgisayarı yardımıyla doğadaki bu kalıplara ulaşmaktır.

Çalışmaları sırasında 216 haneli gizemli bir sayı ile karşılaşır. Yahudi bilimadamları Tanrı'nın isminin 216 haneli bir sayıdan meydana geldiğini düşünmektedirler. Tanrı'ya inanmayan Max, akıl hocası Sol'a danışır ve onun da Pi sayısını araştırırken 216 haneli bir sayı ile karşılaştığını öğrenir. Hocası Sol'un aksi yöndeki tüm ısrarlarına rağmen, Max her ne pahasına olursa olsun bu sayının sırrını çözmek istemektedir.

Resmi Sitesi : www.pithemovie.com

Ödüller : Film, 1998 Sundance film Festivalinde en iyi yönetmen ödülünü kazanırken Büyük Jüri ödülüne de aday oldu.

İlginç Not : Film, sadece 60.000 bin dolara çekildi. Bunun da büyük bir kısmı yönetmen Aronofsky'nin arkadaşları ve ailesi tarafından karşılandı.

Sinemafanatik Yorum : Çok küçük bir bütçe ile bu filmi çeken 30 yaşındaki Darren Aronofsky, başarısıyla büyük stüdyoların ilgi odağı haline geldi. Gerilimin etkisini arttırmak ve bir kabus havası yaratmak için filmi siyah beyaz çekmeye karar veren Aronofsky, birçok açıdan 1920'lerin korku filmlerindeki veya bir David Lynch filmindekine benzer bir etki yaratmayı başarmış.

Film ayrıca dünyadak bazı kavramlara da ilginç açıklamalar getiriyor. (İbranice'de her kelimenin bir sayısal karşılığı var. Baba'nın karşılığı olan "3" sayısı, annenin karşılığı olan "41" sayısı ile toplandığı zaman çocuğun karşılığı olan "44" sayısına ulaşılması gibi.)

Genellikle 100 milyon dolarlık bütçeleriyle, ILM ve Digital Domain gibi büyük özel efekt şirketlerine yaptırılan gözalıcı efektlere sahip filmleri sıkça gördüğümüz şu günlerde, "Pi" bir bilimkurgu filminde az rastlanan bir şekilde izleyicinin gözüne ve kulağına değil, zekasına ve hayalgücüne hitap ediyor. Clint Mansel'in neredeyse hipnotize edici müziği ile Oren Sach'ın hızlı kurgusu bunlara eklenince, seyredeni adeta filmin içine çeken türden bir atmosfer meydana gelmiş.

  • Bağımsız olarak çekilen filmin bütçesi sadece 60.000$. Bu para yönetmenin ailesi ve arkadaşlarından topladığı yüzer dolarla birikmiş. Sonrasında Artisan Entertainment tarafından satın alınınca, katkıda bulunan herkes yatırımlarının karşılığı 150$ geri almış.
  • 1998 yılı Sundance Film Festivali'nde Darren Aronofsky yönetmen ödülü kazanmış.
2-SARHOŞ ATLAR ZAMANI
Bahman GHOBADI, Sarhoş Atlar Zamanı filminin çekimleri sırasında yapımcısının vaad ettiği parayı yatırmaması sonucu filmi tamamlamakta zorlanır. Yarı yolda bırakılan yönetmen bazı eşyalarını satmak köydeki herkesten borç istemek zorunda kalır ve filmi ancak bu şekilde bitirir.

3-Clerks (Tezgahtarlar)
Kevin Smith
, Clerks filmini çekebilmek için çok sevdiği “Spider Man” koleksiyonunu satar, kendi adına 10 tane kredi kartı çıkartır ve çalıştığı yerde aldığı maaşları biriktirir. 27,500$’lık bütçeyle çekilen filmin mekanı olarak ise Kevin Smith’in çalıştığı yer olan Quick Stop kullanılır. Patronunun ancak geceleri çekim yapmaya izin vermesinden ötürü, gece-gündüz anlaşılmasın diye film siyah-beyaz formatta çekilir.

Bu kadar borç altına girerek çekilen “Clerks” Kevin Smith’i hayal kırıklığına uğratmamış, mütevazi bir hayran kitlesi oluşturmuştur. Hatta filmden elde ettiği gelirle “Spider Man” koleksiyonunu bile geri almış, ama yine de şunu söylemeden edememiştir: “Aslında bu şekilde film çekmek bizim çok da önerdiğimiz bir yöntem değildir. Eğer filminiz başarıya ulaşmazsa, hayatınızın geri kalanı boyunca kendinizi ciddi bir borç altına sokabilirsiniz. Fakat diğer yandan biz “kendi filmimizi” çekebilmek için buna göz yumduk. Siz de senaryonuzun aynı şekilde su geçirmez olduğundan emin olmalısınız ”

4-BLAIR CADISI

http://www.filmreference.com/images/sjff_01_img0066.jpg

Yalnızca 30.000 dolara mal olan ve sıradan bir el kamerasıyla sadece sekiz gün içerisinde çekilen film, hiçbir yapay unsura başvurmadan adeta korkunun doğasını ekrana yansıtmayı başardı.

Korku sinemasının belki de en rahatsız edici ve de ürkütücü filmlerinden biri olan  The Blair Witch Project , kelimenin tam anlamıyla görünürdeki hiçlikten yola çıkarak, izleyicisini oldukça etkileyici ve de inandırıcı bir korku yolculuğuna çıkardı.

Florida Üniversitesinin iki yetenekli öğrencisi, Daniel Myrick ve Eduardo Sanchez, senaryosunu, yönetimini ve kurgusunu kendilerinin gerçekleştirdikleri bu filmde, olağanüstü set tasarımlarına, profesyonel oyunculuklara, müzik ve özel efektlere yer vermeden seyirciye bir sonraki sahne için hiçbir ipucu vermeden gerçek bir korku atmosferi yarattılar.

1994 yılında Maryland ormanında kaybolan üç amatör belgesel sinemacının haberiyle başlayan  The Blair Witch Project , bir sene sonra izleri bulunan bu kayıpların çektikleri video görüntülerinden oluşuyor. Bu anlamda seyirciyi Acaba bunlar gerçekten oldu mu ?  gibi kuşkulu sorulara sevk eden film, yarattığı ikilemi başarıyla pazarlayarak oldukça büyük bir hasılat elde etti.

200 yıldır meydana gelen gizemli olaylardan dolayı kötü bir efsanesi olan Marylanddeki Kara Tepeler Ormanı, 21 Ekim 1994 tarihinde Heather Donahue, Joshua Leonard ve Michael Williams adındaki üç meraklı genci konuk eder.
1999 yılında Sundance Film Festivalinde keşfedilen  The Blair Witch Project , kısıtlı imkanlar içerisinde, dar bir kadro ve yalnızca High-8 el kamerasıyla neler yaratılabileceğini göstererek genç ve profesyonel sinemacılara iyi bir ders verdi. Ayrıca sadece hayal gücü ve doğanın sentezinde kurgulanan bir filmin, herhangi bir yapay korku objesine gerek kalmadan umulmadık derecede insanları korkutabileceğini ispatladı.

5-El mariachi

http://www.firstshowing.net/img/el_mariachi.jpg
Rüştünü çoktan ispatlamış Robert Rodriguez, 1992 yılında sadece 7,000$ harcayarak El Mariachi'yi çekmiş. Rodriguez filmin hem yapımcılığını, hem yazarlığını, hem yönetmenliğini, hem görüntü yönetmenliğini hem de kurguculuğunu üstleniyor.

Meksika’daki bir sınır kasabasında geçen film, genç bir Mariachi’nin, yani gezgin bir gitarcının hikayesi. Sırtında siyah giysiler, elinde gitar kutusuyla bir gün iş aramak için kasabaya geliyor. Aksi gibi aynı gün, aynı kılıkla kasabaya Azul adlı bir de katil gelmiş. Roco dışında kimse onu görmediği için, tarifi de “siyahlı, gitarlı” diye yapılmış. Gitar kutusunun içinde gitar yerine silah ve bıçak olduğu söyleniyor. Böylece sadece gitarını çalıp şarkı söylemek isteyen Mariachi, çok geçmeden kendini bir kan davasının ortasına savrulmuş buluyor.

NOT:Robert Rodriguez bu filmin bütçesi olan 7000 doları toparlamak için bir hastaneye kanını vermiş ve oradaki çeşitli deneylere katılmıştır. daha sonra kamerayı kaydırması gereken bir sahne için de aynı hastaneden bir tekerlekli sandalye kiralamıştır. ayrıca bu filmin kotarılmasını sağlayan 7000 dolar, devam filmi Desperado'nun sadece jeneriğine harcadan paradan daha azdır.

6-Following(Takip-1998)

http://culturazzi.org/review/wp-content/uploads/2008/07/following.jpg
The Dark Knight ile hayran kitlesini hayli genişleten ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın 1998'de çektiği ilk filmi Following'in gizli bir hazine olduğunu söylemek mümkün. Film sadece 6,000$ ile çekilmiş.

Yönetmen : Christopher Nolan
Senaryo : Christopher Nolan
Yapım : 1998, İngiltere
Tür :   Gerilim, Suç, Gizem
Oyuncular
Jeremy Theobald (Genç Adam)  , Alex Haw (Cobb)  , Lucy Russell (Sarışın Kadın) ,John Nolan (Polis)
Takip ,güzel filmlerde imzası olan başarılı yönetmen  Christopher Nolan'ın sinema dünyasına girerken attığı ilk ve sağlam adımlarının filmidir.
Avrupa'lı yönetmen tarzı ve filmleriyle Hollywood'un güçlü simaları arasında yer almaya işte bu ilginç filmiyle başlamıştır. 1998 yılında Londra' da çok düşük bir bütçeyle çalışan Nolan, oyuncu kadrosunu da yine kendi akraba ver arkadaşlarından oluşturmuştur.F ilmin bana göre en güzel üç yanı; siyah-beyaz oluşu, yeni kurgu ve çekim tekniklerinin kara film tarzıyla başarılı bir biçimde harmanlanması ve kısa olması. Yaklaşık bir saat süren film bu kadar sürede bile bize derdini anlatmayı başarıyor. Bu da Nolan'ın ''nasıl olsa ilk filmim'' gibi bir bahaneyi göz ardı ederek eserinin üzerinde ciddiyetle çalıştığının en güzel kanıtıdır.
Film boyunca hikaye 3 ayrı yerden seyirciye sunulur. Heyecan, polisiye ve gizemi iç içe geçmiştir. Bir sorgulama konuşmasıyla başlayan filmde baş kahraman derdini anlatmaktadır.
Kahramanımız Bill (Jeremy Theobald) bir yazardır ve yeni kitabını yazmak için ciddi bir biçimde konu sıkıntısı çekmektedir. Kendine konu bulmak için bir çözüm yolu bulur ve gözüne kestirdiği insanları takip etmeye başlar. Çevresindeki insanların aslında nasıl bir yaşantıları olduğu,nerelere girip çıktıkları, kendilerini çevreye oldukları gibi mi yoksa farklı mı sundukları gibi sorulardan yola çıkan yazar bu takip işini oldukça artırır ve takıntı haline getirir.
Cinsiyet, yaş, dış görünüş gibi şeyleri dikkate almadan sadece takip eder.
Bu takiplerin birinde takip edildiğinin farkına varan Cobb(Alex Haw) ile tanışır. Cobb'un hayatına girmesiyle hayatı tamamen değişir ve bu ikili birlikte evlere girmeye ve insanların yaşadıkları yerleri incelemeye başlarlar.
Özellikle kamera çekimleri ve kurgusuyla Nolan'ın tarzını yansıtan ve pek fazla bilinmeyen bu ilk filmi küçük bütçeyle büyük işler yapmanın güzel örneklerinden biri.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Nostalji adına aradığınız herşey burada...

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Eğitimci
Magazin

Kategoriler

Arkadaşlarım

hussoloji
sinefil78
ikokmen
cembuyukkaya
supermagazinci
arakarne
insankokusu
megamagazinci
gulenbebekler
adanzyehersey

Zirve100 Toplist
site ekle


MusicPlaylist
MySpace Music Playlist at MixPod.com